30 Eylül 2013 Pazartesi

İçime atarken boğazımda kalmıştı.

Hayatım boyunca suskundum. Susturulmuştum belki de. Anılar bir yanda acılar bir yanda ister istemez tıkıyordu ağzımı. Tıka basaydım artık. Olur ya atıverirsin içine, dursun orda dersin. Duramıyordu işte. Gün gelince içini parçalayıp çıkmayı başarıyordu. Atamıyordum içime, boğazımda kalıyordu. Yara bere olmuştu. Ben attıkça o taşıyordu, dolmuştu. Yaşadıklarımın veziri olacağıma esiri oluvermiştim. Acıtıyordu belki de kanatıyordu. Bir ten istiyordum, başka bir bedene ait olmayı. Sarsın sarmalasın kapasın bütün yaralarımı bekliyordum. Beklemek neydi? Acizlikti biraz. Avuntuydu çoğu zaman. Bekliyordu insan, hayatı boyunca beklerdi. Bir otobüsü, doğum anını, yaz tatilini, bayramı, yıllık iznini her şeyi beklerdi. Bazense hiç gelmeyecek birini beklerdi. Camın kenarına oturup babasının işten dönmesini bekleyen çocuk misaliydi. Bazense o bile gelmezdi. Benim babam gelmemişti mesala. Camda, kapıda, bahçede beklerdim. Diğerleri oyun oynarken ben gelmeyecek kişiyi beklerdim. Bazen saklanır ağlardım. Biri görürse düştüm, canım yandı derdim. Yalan değildi; düşmüştüm. Canım acıyordu. 
Görmezden gelirken kör, duymazdan gelirken sağır olurdum. Bilmezdim sevmez gibi yaparken sevgisiz olacağımı. Bir ağacın, kuşu benimsemesi gibi sevmiştim her şeyi. En çokta o'nu sevmiştim. Sevmek neydi? Tam bilemedim şimdi, kötü bir şeydi sanırım. Sevmeden sevilmek en kötüsüydü. Sevgiyi pek öğretememişlerdi bana. Çekip gitmekti sevgi. Hayatımdan birer birer çıkanların hepsi beni sevdiğini söyleyenlerdi. "Sevmek gitmekmiş demek ki" derdim. 
Sonra büyüdüm. Ben sevdiğim hiç bir şeyden gidemedim. Öğrendim ki sevmek kalmakmış. Gitmeden seviyormuş insan. Gitsede özlüyormuş. Özlemek sevginin en güzel yeri, en masum anıydı. Sevgide masumiyeti bulmak zordu. Herkes sen kadar, ben kadar güzel sevemiyordu. Sevmeyi acı çektirmek diye öğrenip, acı çekmek olarak öğretirdi kimileri. Ben sevmeyi de özlemeyi de tek başıma öğrendim. Acı çekmeyiyse o'nlar öğretmişti. İyi bir öğrenci olmuştum. Acı çekmeyi a'dan z'ye yalayıp yutuvermiştim. Sayfalarca ağlamışlıklarım vardı. Her bir sayfada her bir anıya ayrı ayrı ağlardım. Sonra mı? Sonra susturdular beni.  Her bir göz yaşım bir cümle, her hıçkırığım bir satır oldu.
Hepimiz ayrıydık ama acılarımız çoğu zaman aynıydı. Masum çocuklardık biz. Kırılan her kalpte masumiyetimizi kaybettik. Yeri geldi kırdık. İşte böyleydi insanoğlu. Kırılırken kırmayıda ihmal etmiyordu. Onarmaya çalışmadı bizi kimse. Parçalarımızı birleştireceğine; daha da parçaladılar. Haketmişmiydik? Hiç bir masumiyet kaybedilmeyi haketmemişti. Masum çocuklardık biz, camlarda bekleyen. Haketmemiştik baştan aşağı acıyla dolmayı. Haketmemiştik içimizde öfke ve kin barındırmayı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder